|
Atatürkçü,
Çağdaş, Ulustan Yana, Laik Eğitim.... |
|
İç Denetim Rehberi ULUDAĞ
ÜNİVERSİTESİ İÇ
DENETİM REHBERİ GİRİŞ Bu rehberin hazırlanmasında, İç Denetim
Koordinasyon Kurulunca hazırlanıp yayınlanan “Kamu
İç Denetim Rehberi” esas alınmıştır. Bu rehber iki
kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda,
iç denetimin sürecini içeren genel çerçeve,
ikinci kısımda ise, her bir iç denetim uygulamasına
ilişkin ilkelerin anlatıldığı bölümler yer
almaktadır. Bu rehberin, İç denetim faaliyetlerinin
planlanması, programlanması, gerçekleştirilmesi ve
yönetilmesi bakımından etkin ve yeterli olup
olmadığı iç denetim birimince en az yılda bir defa
gözden geçirilir ve yapılan değişiklikler Kurula
bildirilir. İç denetim faaliyeti; uygunluk, performans, mali,
bilgi teknolojileri ve sistem denetimi uygulamalarını kapsar. Her
iç denetim faaliyeti ise; planlama, denetimin
yürütülmesi, raporlama ve izleme sürecinden oluşur. BİRİNCİ
KISIM GENEL
ÇERÇEVE İÇ DENETİM SÜRECİ İç denetimin beklenen katma değeri
sağlaması bakımından aşağıda yer verilen
sürece uygun olarak yerine getirilmesi esastır. I. PLANLAMA A. Denetim evreninin tanımlanması B. Denetim alanlarının belirlenmesi C. Risk kriterlerinin tanımlanması ve risklerin
derecelendirilmesi D. Denetim alanlarının öncelik
sırasına konulması E. Denetim kaynaklarının tahsis edilmesi F. Planın hazırlanması ve onaylanması G. İç denetim programının
hazırlanması ve onaylanması H. Denetçi ve denetlenecek birimlere bildirim II. DENETİMİN YÜRÜTÜLMESİ A. Ön çalışma ve bireysel
çalışma planı 1. Çalışma kağıtları ve
formlar 2. Denetim amaçlarının belirlenmesi 3. Bilgi toplama/ön araştırma 4. Açılış toplantısı 5. Potansiyel sorunlu alanların belirlenmesi (risk
değerlendirmesi) 6. Bireysel çalışma planının
hazırlanması B. Saha çalışması 1. Denetim testlerinin uygulanması 2. Bulguların elde edilmesi ve önerilerin
geliştirilmesi 3. Bulguların denetlenen birimle
paylaşılması 4. Kapanış toplantısı III. RAPORLAMA A. Taslak denetim raporunun hazırlanması ve
gönderilmesi B. Nihai denetim raporunun hazırlanması ve sunumu IV. DENETİM SONUÇLARININ İZLENMESİ A. Denetim sonuçlarının izlenmesi B. Denetimin değerlendirilmesi C. Denetçinin değerlendirilmesi Birinci
Bölüm PLANLAMA İç denetimde planlama süreci; denetim
evreninin tanımlanması, denetim alanlarının belirlenmesi,
risk kriterlerinin tanımlanması ve risklerin derecelendirilmesi,
denetim alanlarının öncelik sırasına konulması,
denetim kaynaklarının tahsis edilmesi, planın
hazırlanması ve onaylanması ile iç denetim
programının hazırlanması ve onaylanması
aşamalarından oluşur. Bunlara ilişkin iş ve
işlemler Kurulca çıkarılan Kamu İç Denetim
Planı ve Programı Hazırlama Rehberi ile Kamu İç
Denetiminde Risk Değerlendirme Rehberine göre yapılır. İç denetim programı hazırlanıp
onaylandıktan sonra her iç denetçiye, iç denetim
birimince görevi yazıyla (Ek:1) bildirilir. İç
denetçi görevlendirmesi yapıldıktan sonra iç
denetim birimince, denetim yapılacak birime bildirim yazısı
(Ek:2) gönderilir. İkinci
Bölüm DENETİMİN YÜRÜTÜLMESİ A. Ön Çalışma ve Bireysel
Çalışma Planı Denetim faaliyeti ön çalışmayla
başlar. Bu çalışmanın amacı, iç
denetçinin yapacağı bireysel denetim faaliyeti için
gerekli bilgiyi elde etmesine yardımcı olmaktır. Ön
çalışma; denetim amaçlarının belirlenmesi,
bilgi toplama/ön araştırma ve açılış
toplantısı safhalarından oluşur. Elde edilen bilgiler
ışığında denetim amaçları
kesinleştirilir, riskli alanlar ile denetim kapsamı belirlenerek
bireysel çalışma planı hazırlanır. Ön çalışma aşamasında
ayrıca denetim kontrol listesi oluşturulur. Denetim kontrol listesi
(Ek:3), denetçiye denetim sırasında izlemesi gereken
yolu göstermek bakımından kolaylık sağlar. Liste,
denetime ilişkin her bir adımın tamamlanmasını
müteakip doldurulur ve ilgili çalışma
kağıtlarıyla birlikte dosyalanır. 1. Çalışma Kağıtları ve
Formlar Denetimin hazırlık aşamasında,
öncelikle, kullanılacak çalışma
kağıdı ve formların şekil ve içeriği
belirlenir. Denetim süresince gerçekleştirilen tüm
çalışmalar; denetime hazırlık, risk ve kontrol
değerlendirmeleri, yapılan testler, bunların sonucunda elde edilen
bilgi, kanıt ve sonuçlar ile raporlama ve izleme faaliyetleri
çalışma kağıtlarıyla belgelendirilmelidir. Risk kontrol matrisi gibi şekil ve içeriği
özel olarak belirlenenler dışında, denetimde
kullanılacak standart bir çalışma kağıdı
örneği ekte yer almaktadır (Ek:4). Çalışma kağıtları, denetimin
sonuçlandırılmasını müteakip saklanması
ve gerekli hallerde başkalarının kullanımına
açılması için iç denetim birimine devredilir. 2. Denetim Amaçlarının Belirlenmesi İç denetçi ön çalışma
kapsamında öncelikle, denetim programında
öngörülen hedefler doğrultusunda
gerçekleştireceği denetim faaliyeti sonucunda ulaşmak
istediği amaçları net olarak ortaya koyar ve bunları
çalışma kağıdıyla kayıt altına
alır. 3. Bilgi Toplama/Ön Araştırma Denetim faaliyetinin amacını belirleyen iç
denetçi gerçekleştireceği denetim öncesinde
ihtiyaç duyabileceği bilgileri toplayarak bir ön
araştırma yapar. Bu safhada gerek görülmesi halinde
denetlenecek birim yöneticileri veya ilgililerle
görüşülebilir. Bu aşama, aşağıdaki
hususlarda önemli bilgilerin ve uygulamaya yönelik
tecrübelerin elde edilmesinden oluşur; - Denetlenecek alanın büyüklüğü,
kapsamı, amaç ve hedefleri, - Denetlenecek birime ilişkin mevzuat, politika ve
prosedürler, - Mevcut kontroller, - İş akış süreçleri, - Organizasyon ve yönetim yapısı. Söz konusu bilgilere ulaşabilmek için
kullanılabilecek bazı kaynaklar şunlardır; - Önceki denetimlere ilişkin rapor ve
çalışma kağıtları, - Dış denetim ve diğer denetim birimlerince
yazılmış raporlar, - İş/süreç akış şemaları,
- Organizasyon şemaları, - Fonksiyon ve iş/görev tanımları, - Faaliyet raporları. 4. Açılış Toplantısı İç denetçi, denetimin
başlangıcında denetlenecek birim yöneticileri ve
ihtiyaç duyulan personelin iştirakiyle bir toplantı yapar.
Bu toplantıda; denetimin amaçları, hedefleri, kapsamı
ve tahmini süresi, denetime yardımcı olacak personel, denetim
sırasında çalışanlardan beklentiler, idarenin
denetimden beklentileri, denetim bulgularının
değerlendirilmesi, denetim sonuçlarının
raporlanması, denetçi ve birim arasındaki iletişimin
nasıl gerçekleştirileceği ve birimin
denetçilerden talep etmesi halinde danışmanlık
faaliyetlerinin nasıl yürütüleceği konuları görüşülür
ve toplantı sonrasında bir tutanak düzenlenir (Ek:5). 5. Potansiyel Sorunlu Alanların Belirlenmesi (Risk
Değerlendirmesi) İç denetçi bilgi toplama ve ön
araştırma aşamasını tamamladıktan sonra elde
ettiği veriler yardımıyla yapacağı risk
değerlendirmesi sonucunda, denetlenecek birim ve süreçlere
ilişkin potansiyel sorunlu alanları belirler. Bu alanların belirlenmesinde ilk adım, denetlenecek
birimin temel süreçlerinin ortaya konulmasıdır. Bu
amaçla, birimin iş süreçlerinin, süreçler
arasındaki ilişkilerin, süreçteki görevliler ve
rolleri ile uygulanan kontrollerin tespiti gerekir. Bu aşamada, iş süreçlerini görsel
hale getirmeyi sağlayacak iş akış şemaları
kullanılabilir. İş akış şemalarında
açıklık ve sadelik çok önemlidir.
Aşırı detay önemli hususların gözden
kaçmasına neden olabilir. Şemaların
oluşturulmasında standart sembollerin kullanılmasına
dikkat edilmelidir. Daha sonra, belirlenen bu temel süreçlerdeki
risklerin varlığı araştırılır. Risklerin
varlığına ilişkin bazı göstergeler
şunlardır; - Plansızlık ya da planlamadaki yetersizlikler, - Konu, kişi ve birimler itibariyle uygun görev
dağılımı yapmayan ve görevler
ayrılığı ilkesini ihlal eden organizasyon
yapısı, - Varlıklar, yükümlülükler,
alacaklar, ödemeler ve harcamalar üzerinde etkili bir kontrol
oluşturulmasında yetersiz kalan yetki dağılımı, - Resmi olarak uygulanması öngörülen ancak
etkisiz veya maliyeti sağlayacağı faydadan yüksek olan ya
da açık olmayan ve anlaşılması güç
yazılı prosedürler,
- Denetlenen alanın veya birimin iş/görev
sahasının başka birim ya da kuruluşlarla ilişkili
olması durumunda koordinasyon eksikliği, - Büyük tutarlı harcama, tahsilat veya
alacaklar - Daha önce hiç denetlenmemiş fonksiyon,
süreç, program, proje ve faaliyetlerin bulunması, - Politika ve faaliyetleri etkileyecek konumda bulunan
personelin kendi aralarındaki veya bunlarla idare arasındaki
çıkar çatışması, - Kontrol ve yetkilendirme limitlerine yakın seviyede
fazla sayıda işlemin bulunması, - Karmaşık süreç, program ve
faaliyetler, - Yöneticileri, birim faaliyetlerinden haberdar edecek
geri bildirim mekanizmalarının yokluğu veya yetersizliği, - Olağandışı faaliyet ve işlemler, - Yeni birim ve faaliyetler ile yeniden yapılandırma
projeleri, - Organizasyon ve insan kaynaklarındaki önemli
değişiklikler. Bu noktada idarenin içinde bulunduğu durumun
doğru anlaşılabilmesi ve denetimin kapsamı belirlenirken
ihtiyaç duyulacak bilgiye ulaşılması için
denetçiler, denetlenen birim çalışanlarıyla
görüşmeler yapabilir. Bu tür görüşmeler
muhtemel sorunlar, hassas konular ve denetimde ihtiyaç duyulacak
diğer alanlarda önemli bir bilgi kaynağı oluşturur.
Bu görüş alışverişleri bilgi toplama ve ön
araştırma aşamasında, açılış
toplantısında ya da saha çalışması
sırasında da gerçekleştirilebilir. Son olarak, tespit edilen potansiyel riskli alanlara
ilişkin mevcut kontrollerin değerlendirilmesi gerekir. Denetçiler,
bu aşamada denetim görevi açısından çok
önemli ve kritik kontrolleri belirlemeli ve bunlar üzerine
odaklanmalıdır. Potansiyel sorunlu alanların belirlenmesinden sonra,
bunların risk düzeylerine göre derecelendirilmesi
amacıyla; potansiyel sorunlu alanlar (birim veya süreç), bu
alanlara ilişkin yapısal (doğal) riskler, bu risklere
karşı mevcut kontroller, bu kontroller sonrası bakiye riskler
ve bu çerçevede her bir riske ilişkin nihai değerlendirmelerin
yapıldığı açıklamalar bölümlerini
içeren “Risk Kontrol Matrisi”
hazırlanmalıdır (Ek:6). Bu matrisin her bir bölümünün
oluşturulmasında aşağıdaki hususlara uyulur: - Potansiyel sorunlu alan bölümüne,
denetlenebilir (ana veya alt) birim veya süreç isimleri
kaydedilir.
· Yapısal riskler bölümüne, her bir alt
birim veya sürece ilişkin doğal riskler yazılır. · Kontrol önlemleri bölümüne, her
bir yapısal riske ilişkin idarece uygulandığı
belirtilen kontroller girilir. Ancak bu noktada uygulandığı
beyan edilen kontrollerin fiilen var olup olmadığı denetçi
tarafından sınırlı sayıda testlerle teyit edilir ve
buna göre kontrol önlemleri bölümü revize edilir. · Bakiye riskler bölümüne, yapısal
riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla idarece uygulanan
kontroller sonrasında kalan riskler kaydedilir. · Açıklamalar bölümüne, her
bir bakiye riske ilişkin denetçinin nihai değerlendirmesi ve
buna bağlı olarak ilgili alanın denetim kapsamına
alınıp alınmayacağına yönelik denetçi
kararı girilir. Yapısal riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak
amacıyla idarece uygulanan kontrollerin yeterliliği ve
etkinliği değerlendirilerek, birim veya sürecin
güçlü yönlerine de raporda yer verilir. Bu matrise ayrıca, bireysel çalışma
planının hazırlanması aşamasında, denetim
kapsamına alınan birim veya süreçlere ilişkin
uygulanacak denetim testleri ilave edilir. Matrise beklenen kontroller de
eklenebilir. 6. Bireysel Çalışma Planının
Hazırlanması İç denetçi, denetim faaliyetinden beklenen
amaçları gerçekleştirebilmek için;
oluşturduğu risk kontrol matrisinin açıklamalar
bölümünde denetim kapsamına alınması
kararlaştırılan yüksek riskli alanlar ve bu alanlara
ilişkin denetlenecek dönemleri içerecek şekilde
yürüteceği denetim görevinin kapsamını
belirler. Daha sonra, denetim kapsamına alınan birim veya
süreçlerdeki risklere ilişkin olarak uygulanan kontrollerin
“yeterlilik ve etkinliğini” ölçmeye ve
değerlendirmeye yönelik denetim testleri Risk Kontrol Matrisinin
“uygulanacak testler” bölümüne girilir. İç denetçi, denetim
çalışmasını planlarken, denetim görevlendirme
yazısında kendisine bildirilen denetim süresine uygun olmak
koşulu ile denetimin ana aşamalarına göre süre
planlamasını gösteren bir süre planı formu doldurur
(Ek:7). Denetimin planlanması veya saha
çalışması sırasında, çeşitli
nedenlerle başlangıçta belirlenen denetim kaynağı
veya sürelerini revize etme ihtiyacı doğduğunda,
denetçi revizyonun nedenlerini de açıklayan bir form
düzenler ve iç denetim birim yönetimine sunar (Ek:8). İç denetçi; denetimin amaç ve
hedefleri, denetimin kapsamı, bilgilerin elde edilmesi, analizi ve
değerlendirilmesine ilişkin yöntemler, denetim kapsamına
alınan birim veya süreçlere ilişkin uygulanacak denetim
testleri ile tahmini denetim süresini gösteren bir bireysel
çalışma planı oluşturur ve denetim gözetim
sorumluluğu kapsamında iç denetim birim yönetiminin
uygun görüşüne sunar (Ek:9/A ve 9/B). İç
denetim birim yönetimi, söz konusu planın, özellikle risk
kontrol matrisi ve denetim testleri kısmının, denetim amaçlarına
ulaşılması açısından yeterliliğini
değerlendirerek gerekli hallerde düzeltme veya ilave testler
isteyebilir. B. Denetimlerin Gerçekleştirilmesi (Saha
Çalışması) Saha çalışması; denetim testlerinin
uygulanması, bulguların oluşturulması ve önerilerin
geliştirilmesi, bulguların denetlenen birimle
paylaşılması ve kapanış toplantısının
yapılması aşamalarından oluşur. 1.Denetim Testlerinin Uygulanması Bu aşamada, bireysel çalışma
planında belirtilen testler gerçekleştirilir. Denetim testi,
denetim kapsamına alınmasına karar verilen hususlarla ilgili
olarak idarece var olduğu belirtilen kontrollerin gerektiği gibi
çalışıp
çalışmadığının süreçler,
kayıtlar ve belgeler üzerinden incelenmesidir. Bu çalışmalar yazılı hale
getirilmeli, gözlem ve araştırmalarla desteklenmelidir. Mali
ya da istatistiksel veri ve raporların güvenilirliği,
doğruluğu ya da yararlılığını
etkileyebilen elektronik veri işleme yöntemlerinin
kullanımı da değerlendirmenin bir parçası
olmalıdır. Bu test, araştırma ve gözlemler ile elde
edilen bulgular çalışma kağıtlarına
geçirilir. Denetim testlerinin uygulanmasında kullanılabilecek
bazı araştırma tekniklerine aşağıda yer
verilmiştir. Yeniden hesaplama/uygulama: Bir hesaplama veya işlemi tekrar yaparak aynı
sonuca ulaşılıp ulaşılmadığının
test edilmesidir. Bu test iç denetçiye denetlenen birim
çalışanları tarafından
gerçekleştirilen işlemlere ne kadar
güvenilebileceği hakkında fikir verir. Gözlem: Denetlenen birimde işlemlerin veya faaliyetlerin
nasıl gerçekleştirildiğinin bizzat iç
denetçi tarafından izlenerek bilgi edinilmesidir. Denetlenen
birim tarafından gerçekleştirilen stok
sayımının gözlenmesi buna örnek olarak verilebilir. Doğrulama: Denetçinin bir kaynaktan temin ettiği bilgilerin
doğruluğunu, aynı veya daha fazla güvenilirlik derecesine
sahip bir başka bilgi kaynağından temin edeceği
bilgilerle teyit etmesidir. Görüşme: Denetlenen birimde işlemlerin veya faaliyetlerin
nasıl gerçekleştirildiğinin bizzat iç
denetçi tarafından ilgili görevlilerle yüz yüze
görüşülerek bilgi edinilmesidir. Bu yöntem,
denetçi için denetlenen birimde
karşılaşılan sorunlar veya önemli risklerle ilgili
en kısa bilgi edinme yoludur. Ancak bu yöntemle yalnızca bir
kaynaktan temin edilen bilgilerin diğer kaynaklardan
doğrulanması gerekir. Yayımlanmış rapor veya
çalışmaların değerlendirilmesi: Denetlenen birim/süreç
üzerinde etkili olmuş çalışma ve raporların
gözden geçirilmesidir. Sunulan hizmetlerden bir vatandaş olarak yararlanma: Kamu idaresince sunulan hizmetin ilan
edilen kaliteyi/standartları sağlayıp
sağlamadığının, söz konusu hizmetten bir
vatandaş olarak yararlanarak değerlendirilmesidir. Anket: Herhangi
bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için
düzenlenmiş ayrıntılı ve kapsamlı soru
dizisidir. İyi düzenlenmiş bir anket (hizmet
değerlendirme anketi/ memnuniyet anketi/ öz değerlendirme
anketi) sürecin veya sunulan hizmetin etkinliği ve
başarısı gibi konular hakkında yararlı bilgiler
sağlar. Analitik inceleme: Verilerin kendi içindeki ve aralarındaki
rasyonel ilişkilere dayanarak değerlendirilmesini ifade eder.
Analitik inceleme, ilgili veriler arasındaki tutarsızlık veya
tahmin edilen tutarların önemli ölçüde
sapması gibi verilerdeki tanımlanmış dalgalanmaların
ve ilişkilerin araştırılmasını da kapsar.
Özellikle denetimin bir bütün olarak gözden
geçirilmesi ve risk değerlendirmesi aşamasında,
denetlenen birimin faaliyet koşullarını ve çevresiyle
olan ilişkilerini kavramak amacıyla denetçi tarafından
analitik inceleme teknikleri uygulanır. Denetçi, çalışmanın
niteliğine en uygun yöntemi seçmeli, ancak yöntem
seçiminde katlanılacak maliyetleri de göz önünde
bulundurmalıdır. Denetçi, yeni ve daha etkili teknikleri
bulmak ve kullanmak için çaba göstermelidir. 1.1 Örnekleme Örnekleme çalışması; denetlenecek
tüm iş ve işlemleri ifade eden ana kütle
(popülasyon) hakkında bir sonuca varmak veya bir sonuca
varılmasına yardımcı olmak amacıyla seçilen
unsurların belirli özellikleri hakkında denetim bulguları
ve delillerini denetçinin değerlendirebilmesi için,
denetim prosedürlerinin o ana kütlenin %100'ünden daha az bir
kısmına uygulanması olarak tanımlanır. Saha çalışmasında bilgi ve belgelerin
tümünü incelemek uygulamada çoğu zaman
mümkün veya etkin olmadığından, ayrıca
örnekleme yöntemiyle güvenilir sonuçlara
ulaşılabileceğinden, denetçi denetim
görüşünü oluştururken örnekleme
yönteminden yararlanabilir. Örneklemede istatistiksel olduğu kadar istatistiksel
olmayan yöntemler de kullanılabilir. Ancak, istatistiksel olmayan
yöntemler kullanıldığında alınan
örneğin ana kütleyi temsil etmemesi muhtemel olduğundan
bu çalışmanın sonuçlarının ana
kütleye mal edilmemesi gerekir. Örneklemin Tasarlanması: Bir denetim örnekleminin
büyüklüğü ve yapısını tasarlarken,
denetçi, somut denetim hedeflerini, ana kütlenin niteliğini,
örnekleme ve seçim yöntemlerini dikkate almalıdır. Örneklem birimi: Örneklem biriminin belirlenmesi,
saha çalışmasında yapılacak denetim testlerinin
amacına bağlı olacaktır. Bu çerçevede
örneklem birimi, her bir test konusunun niceliksel ve niteliksel
unsurlarından oluşur. Ana kütle: Denetçinin denetlenen alanın
tamamı hakkında bir sonuca ulaşmak için örnek
seçmek istediği veri seti anlamına gelir. Bu nedenle,
örnekleme yapılacak olan ana kütlenin uygun olması ve
denetim hedefi için tam ve eksiksiz olduğunun
doğrulanması gerekir. Katmanlama: Her örneklem birimi sadece tek bir katmana
girecek şekilde bir ana kütlenin açıkça
tanımlanmış benzer özellik ve niteliklere sahip alt
kütlelere bölünmesi işlemidir. Örneklem büyüklüğü:
Denetçinin ana kütle hakkında bir sonuca ulaşmak
için kullanacağı ana kütle parçasını
ifade eder. Örneklem büyüklüğünü tespit
ederken, denetçi, örnekleme riskini, kabul edilebilecek hata
miktarını ve beklenen hataların kapsamını dikkate
almalıdır. Örnekleme riski: Denetçinin vardığı
sonucun, ilgili ana kütlenin tümü aynı denetim
prosedürüne tâbi tutulsaydı, ulaşılacak olan
sonuçtan farklı olabileceği ihtimalinden kaynaklanır.
İki tip örnekleme riski vardır: - Yanlış kabul riski: Örneklemenin ana
kütleyi yeterli düzeyde temsil etmemesi nedeniyle, ana kütle
düzeyinde hatalı olan bir durumun yanlış veya eksik
örneklem seçimi nedeniyle hatasız kabul edilmesi riskidir. - Yanlış red riski: Yanlış kabul
riskinin tam tersi olup, örneklemenin ana kütleyi yeterli
düzeyde temsil etmemesi nedeniyle, popülasyon düzeyinde
hatasız olan bir durumun yanlış veya eksik örneklem
seçimi nedeniyle hatalı kabul edilmesi riskidir. Kabul edilebilir hata: İhmal edildiğinde dahi
denetim sonuçlarını etkilemeyecek azami hata düzeyidir.
Denetçi, denetim konusunun idare açısından
önemi, denetim kaynağı ve maliyeti ile denetim süresini
dikkate almak suretiyle bireysel tecrübesine dayanarak bu hata
düzeyini belirler. Beklenen hata: Daha önceki denetimlerde tespit edilen
hata seviyeleri, kurumun prosedürlerinde yapılan
değişiklikler, iç kontrol değerlendirmesinin
sonuçları ve analitik inceleme prosedürlerinin sonuçları
dikkate alınarak denetçi tarafından tespit edilen ve ana
kütlede olması muhtemel hatadır. Bu hatanın kabul
edilebilir hata düzeyinden yüksek olmasının
beklendiği durumlarda denetçi daha büyük bir örneklem
seçer. Aksi durumlarda ise, daha küçük örneklem
grupları kullanılabilir. Örnekleme Yönteminin Belirlenmesi: Yaygın olarak kullanılan iki kategoride toplam
dört örnekleme yöntemi vardır: İstatistiksel Örnekleme Yöntemleri: - Rastgele örnekleme: Ana kütledeki
örneklem birimlerinin bütün kombinasyonlarının
seçilme şanslarının eşit olmasını
sağlayan örnekleme yöntemidir. - Sistematik
örnekleme: Örneklem birimlerinin, seçmeler arasında
belirli sabit bir aralık bırakılarak ve ilk
aralığın bir rastgele başlangıç
noktasından başlatılarak seçildiği örnekleme
yöntemidir. İstatistiksel Olmayan Örnekleme Yöntemleri: - Gelişigüzel
örnekleme: Denetçinin örneklemi yapısal bir teknik
kullanmadan, fakat ön yargı veya kestirimlerden
kaçınarak seçtiği örnekleme yöntemidir. Ana
kütle hakkında bir sonuca varmak için, gelişigüzel
örneklemeyle seçilmiş bir örneklemin analiz
sonuçlarına tam güvenmemek gerekir. - Yargısal
örnekleme: Denetçinin örneklem üzerinde belirli bir
yanlılık (örneğin, belirli bir değerin
üzerindeki bütün örneklem birimleri, bütün eksi
değerli olanlar, bütün yeni kullanıcılar vb.)
uyguladığı örnekleme yöntemidir. Ancak bir
yargısal örneklemin, istatistiksel temellere dayanmaması ve
sonuçların örneklemin ana kütleyi temsil edici nitelikte
olmaması ihtimali nedeniyle, ana kütlenin tamamına teşmil
edilmemesi gerektiği not edilmelidir. Denetçinin örneklem birimlerini, test edilen
özellikler açısından, ana kütleyi temsil edici
nitelikte seçmesi beklenir. Bunun için, ana kütledeki
bütün örneklem birimlerinin eşit veya bilinen bir
seçilme şansı bulunmalıdır. Örneklemede Dokümantasyon: Çalışma kağıtları,
örnekleme hedefini ve kullanılan örnekleme sürecini
açıkça tanımlayan yeterli ayrıntılar
içermelidir. Çalışma kağıtları, ana
kütlenin kaynağını, kullanılan örnekleme
yöntemini, örnekleme parametrelerini, seçilen birimleri,
yapılan denetim testlerinin ayrıntılarını ve
ulaşılan sonuçları da göstermelidir. Örnekleme Sonuçlarının
Değerlendirilmesi: Her örneklem birimine, belirlenen denetim hedefi
için uygun olan denetim prosedürlerini uyguladıktan sonra,
denetçi, tespit edilen olası hataların gerçekten hata
olup olmadığını incelemeli ve belirlemelidir.
Denetçi hatanın mahiyeti, sebebi ve denetimin diğer
aşamaları üzerindeki olası etkileri gibi niteliksel
yönlerini de değerlendirmelidir. Denetçi, örneklem sonuçlarını ana
kütleye uygulamak için, örneklemi seçmekte
kullandığı yönteme uygun ve uyumlu bir tahmin
yöntemi kullanmalıdır. Denetçi, ana kütledeki hataların kabul
edilebilir hata düzeyini aşıp
aşmadığını, denetim hedefine uygun diğer
denetim prosedürlerinin sonuçlarını da dikkate alarak
belirlemeli ve değerlendirmelidir. Tahmini ana kütle hatası
kabul edilebilir hata düzeyini aşmışsa, denetçi bu
alanı denetim kapsamına almalı, hatanın düzeyiyle
paralel olarak bu alana kaynak ayırmalı ve denetim
prosedürünü genişletmeyi düşünmelidir. 2. Bulguların Oluşturulması ve Önerilerin
Geliştirilmesi İç denetçi denetim testlerinin
uygulanması sonucunda elde ettiği bulguları yeterli
kanıtla destekler ve bu bulguları değerlendirerek idaresine
katma değer sağlayacak öneriler geliştirir. Denetçi, denetim sırasında tespit ettiği
hususları önem derecesine göre sınıflandırarak
bulgu formuna işler. Bulgu formunda şu alanlar yer
almalıdır: tespit, neden, riskler ve etkileri, kriterler,
öneriler (Ek:10). Bulgu formunun: -
Tespit bölümü, “yanlış veya sapma nedir”
sorusunu yanıtlar. - Neden bölümü, yanlış veya
sapmanın sebebini ortaya koyar. - Riskler ve etkileri bölümü, yanlış
veya sapma sonucunda idarenin karşı karşıya olduğu
riskleri ve bu risklerin muhtemel etkilerini gösterir. - Kriterler bölümü, ilgili mevzuat, standart ve
iyi uygulamalar çerçevesinde olması gerekeni
açıklar. - Öneriler bölümü, olması gereken
duruma ulaşma yolunu tarif eder. Denetçi, denetim sonucunda ortaya koyduğu bulgu ve
görüşlerini kanıtlara dayandırmalıdır.
Denetim kanıtı, denetim bulgularını desteklemek veya
ispat etmek üzere toplanan ve kullanılan bilgi ve belgelerdir. Denetçinin, denetim amacına ulaşabilmesi
açısından topladığı kanıtları
uygunluk, güvenilirlik ve yeterlilik olmak üzere üç
açıdan değerlendirmesi gerekmektedir. Denetim kanıtının uygunluğu,
kanıtlarla denetim amaçları ve kriterleri arasında net
ve mantıksal bir bağlantı bulunmasını
gerektirmektedir. Denetim kanıtlarının güvenilirliğinin
anlaşılabilmesi için kaynağı (kurum içi,
kurum dışı gibi), doğası (yazılı,
sözlü, görsel ya da elektronik gibi) ve gerçekliği
(asıl olma, imza, mühür gibi) açılarından
değerlendirilmesi gerekmektedir. Denetim kanıtlarının güvenilirliği
açısından genel olarak aşağıdaki ilkeler
kabul edilmektedir: - Yazılı veya belgeye dayalı kanıtlar,
sözlü kanıtlara göre daha güvenilirdir.
- Bağımsız kaynaklardan elde edilen kanıtlar,
dahili kaynaklardan elde edilenlere nazaran daha güvenilirdir. -
Denetçinin kendisinin elde ettiği kanıtlar, denetlenen birimin
sunduklarından daha güvenilirdir.
- Asıl belgeler, fotokopilerinden daha güvenilirdir. Denetim amaç ve kapsamına ilişkin önemli
soruları cevaplıyorsa denetim kanıtlarının
yeterliliğinden bahsedilebilir. Bu kanıtlara ilişkin testlerin
başka bir denetçi tarafından da yapılması
durumunda aynı sonuçlara ulaşılıyorsa, denetim
kanıtlarının objektif ve yeterli olduğu kabul edilir. Denetim kanıtının, denetim konusunun
önemlilik düzeyi ve riskleriyle orantılı olması
gerekir. Denetim kanıtları türlerine göre fiziki,
sözlü, belgeye dayanan ve analitik olmak üzere dört
başlık altında gruplandırılabilir: - Fiziki
Kanıtlar: Genellikle kişilerin ve olayların
gözlemlenmesi ya da varlıkların incelenmesi yoluyla elde
edilmektedir. Müşahede yöntemiyle elde edilen delillerin
örneklerle belgelendirilmesi ya da destekleyici mahiyette
müşahede yapılmak suretiyle güçlendirilmesi
yerinde olacaktır. Destekleyici mahiyetteki müşahedenin,
diğer denetçiler tarafından, mümkünse idari
birimin temsilcilerinin katılımıyla yapılması
yerinde olacaktır. Buna örnek olarak; fotoğraflar, haritalar,
ses ve görüntü kayıtları sayılabilir.
Müşahede sonuçları çalışma
kağıdıyla kayıt altına alınmalıdır. - Sözlü Kanıtlar: Genellikle sorgulama ya da
mülakat sonucunda kurumun iç ve dış
paydaşlarından elde edilen bilgilerdir. Aslında bu bilgiler
ilgili paydaşın açıklamalarını
yansıtmaktadır. Denetim çalışmaları
kapsamında diğer denetim teknikleriyle elde edilemeyecek
önemli ipuçları elde edilmesine ve konunun çok daha
iyi anlaşılmasına imkân sağlamaktadır. Ancak
sözlü kanıtların doğrudan kullanılması
yerine mümkün olduğunca belgelerle desteklenmesi, yeterli
miktarda güvenilir ve uygun kanıtla denetim amaçlarına
ulaşılmasını sağlayacaktır. Sözlü kanıtların güvenilirliği
ve uygunluğu değerlendirilirken; mülakat yapılan
kişinin görevi, bilgisi, uzmanlığı,
inanılırlığı ve samimiyeti göz önünde
bulundurulmalıdır. Sözlü ifadelerin denetim sonucuna önemli bir
etkisinin olacağı düşünüldüğü
takdirde, bu ifadeleri doğrulayan bir yazılı beyan tutanağı
ya da ses veya görüntü kaydı alınmalıdır. - Belgeye Dayalı
Kanıtlar: Denetim kanıtlarının en yaygın
şeklidir. Anlaşmalar, sözleşmeler, raporlar, faturalar,
tutanaklar, mektuplar gibi çok çeşitli formlarda olabilir.
Ayrıca uygun yöntem ve araçlarla bilgisayar
kayıtlarından da elde edilmesi mümkündür. Belgelere dayalı kanıtların
güvenilirliği ve uygunluğu denetim amaçlarıyla
bağlantılı olarak kaynağı açısından
değerlendirilmelidir. Güçlü bir iç kontrol
sisteminin varlığı, kurum içerisinden elde edilen kanıtların
güvenilirliğini artırır.
-Analitik Kanıtlar: Mali ve mali olmayan bilgiler arasındaki
ilişkilerin incelenmesi, hesaplanması ve
karşılaştırılması suretiyle elde edilen
kanıtlardır. Analitik kanıtlar, “normal şartlar
altında benzer sonuçların
çıkacağı” varsayımıyla toplanır.
Çoğu kez sayısal olmakla birlikte, analitik
kanıtların sayısal karakterde olmadığı durumlar
da mevcuttur. Analitik kanıtlar, dönemler arasında oran ve
eğilim analizlerinden elde edilebileceği gibi eldeki bilgilerin alt
gruplara ayrılması yoluyla da elde edilebilir. Bireysel çalışma planında
öngörülen testlerin yapılıp
yapılmadığı, bu testler sonucunda elde edilen
bulguları destekleyecek kanıtların yeterli olup
olmadığı, yeterli örnekleme yapılıp
yapılmadığı ve bu doğrultuda ilave inceleme
yapılmasına gerek olup olmadığı, denetim
gözetim sorumluluğu kapsamında iç denetim birim
yönetimi tarafından değerlendirilir ve kayıt altına
alınır. 3. Bulguların Denetlenen Birimle
Paylaşılması Bulguların oluşturulması sonrasında denetçi,
denetim bulgularını kapanış toplantısında
görüşülmek üzere bir yazı ekinde denetlenen
birime gönderir. 4. Kapanış Toplantısı Denetçi ile denetlenen birim, denetim bulguları ve
bunlar üzerine geliştirilen önerileri bir kapanış
toplantısında görüşür ve varılan
sonuçlar bir tutanağa bağlanır (Ek 11). Üçüncü
Bölüm RAPORLAMA Denetim faaliyetlerine ilişkin raporlama, Kurulca
çıkarılan Kamu İç Denetim Raporlama
Standartlarına göre yapılır. Taslak ve nihai denetim
raporunun hazırlanması ve gönderilmesi bireysel denetim
sürecinin bir parçası olduğundan, buna ilişkin
hususlara kısaca aşağıda yer verilmiştir. A. Taslak Denetim Raporunun Hazırlanması ve
Gönderilmesi Denetçi ile denetlenen birim arasında denetim
bulguları üzerinde kapanış toplantısında
yapılan görüşmeler de dikkate alınarak
denetçi bir taslak rapor hazırlar. Denetçi, taslak denetim raporunu belirli bir
sürede cevaplandırılmak üzere denetime tabi tutulan birim
yöneticisine bir yazı ekinde verir. Birim yöneticisi,
gerektiğinde çalışanlardan ve ilgililerden
görüş almak suretiyle raporu, verilen sürede
cevaplandırarak denetçiye gönderir. Risklerin önem ve düzeyi konusunda denetçi
ile birim yöneticisi arasında anlaşmazlık varsa,
denetçi bu duruma ilişkin değerlendirmesini raporuna dahil
eder. Risklerin önem ve düzeyi konusunda denetçi
ile birim yöneticisi aynı görüşteyse, makul bir
sürede önlem alınması konusunda anlaşırlar ve
alınacak önlemler denetlenen birimce bir eylem planına
bağlanır. B. Nihai Denetim Raporunun Hazırlanması ve Sunumu İç denetçi, denetlenen birimden alınan
cevaplar ile bunlara ilişkin değerlendirmelerini de kapsayan nihai
raporunu, iç denetim birimi aracılığıyla üst
yöneticiye sunar. İç denetim birim yöneticisi nihai
raporun ilgililere iletilmesinden sorumludur. Raporlar üst yönetici tarafından
değerlendirildikten sonra, raporda belirtilen birimlere ve strateji
geliştirme birimine gereği için gönderilir. İç denetçi ile denetlenen birim
arasında oluşacak görüş ayrılıkları
üst yönetici tarafından çözülür.
Üst yönetici ile iç denetçi arasında
görüş ayrılıkları olması halinde ise
durum, anlaşmazlığın giderilmesine yardımcı
olmak amacıyla Kurula iletilir. Dördüncü
Bölüm İZLEME VE DEĞERLENDİRME A. Denetim Sonuçlarının İzlenmesi Denetim sonuçlarının izlenmesi, Kurulca
çıkarılan Kamu İç Denetim Raporlama
Standartları çerçevesinde yürütülür.
Denetim sürecinin bütünlüğünü korumak
açısından, denetim sonuçlarının izlenmesine
ilişkin temel hususlar aşağıda belirtilmiştir. İç denetim faaliyeti sonucu denetçi
tarafından önerilen düzeltici işlem ve tavsiyeler ilgili
raporda belirtilen süre içerisinde denetlenen birim
tarafından yerine getirilir. Düzeltici işlemin
gerçekleştirilmesinin belli bir süre gerektirmesi durumunda,
bu husus denetim raporuna verilen cevapta belirtilir ve periyodik
gelişmeler ilgili birimce en az altı aylık dönemler
halinde iç denetim birimine bildirilir. Raporda belirtilen önlemlerin alınıp
alınmadığı üst yönetici tarafından
izlenir. Üst yönetici bu görevini iç denetim birimi
aracılığıyla da yerine getirebilir. Denetlenen birimlerce, rapor üzerine yapılan
işlemler veya işlem yapılmama gerekçeleri iç
denetçiye bildirilmek üzere iç denetim birimine
gönderilir. Hazırlanan rapor özeti, nihai rapor üzerine
yapılan işlemlerle birlikte, üst yönetici tarafından
raporun kendisine sunulduğu tarihten itibaren iki ay içinde
Kurula gönderilir. İç denetim raporları, iç denetim birim
yöneticisinin izni olmaksızın Kurul hariç idare
dışına verilemez. B. Denetimin Değerlendirilmesi Denetim tamamlandıktan sonra, iç denetim birimince
denetimin değerlendirilmesine yönelik olarak denetlenen birimler
nezdinde anket çalışması yapılabilir. Bu
amaçla bir anket formu (Ek:12) dağıtılır,
doldurulan formlar kapalı bir zarfta denetlenen birimlerce iç
denetim birimine gönderilir. Denetim faaliyetinin etkinliğinin ve kalitesinin
artırılması ile denetçilerin mesleki yetkinliklerinin
geliştirilmesi bakımından anket formları iç
denetim birim yönetimi tarafından titizlikle incelenir, değerlendirilir
ve elde edilen sonuçlar çerçevesinde gerekli tedbirler
alınır. C. Denetçinin Değerlendirilmesi Denetimin sonunda denetçinin performansı iç
denetim birim yönetimi tarafından denetçi değerlendirme
formuyla (Ek:13) değerlendirilir ve bu form denetçinin
kişisel dosyasında saklanır. İKİNCİ
KISIM İÇ
DENETİM UYGULAMALARI Birinci
Bölüm SİSTEM DENETİMİ Sistem denetimi, rehberin genel çerçeve
kısmında belirtilen metodolojiye uygun olarak
yürütülür. Bununla beraber, sistem denetimine
özgü bazı hususlara aşağıda yer
verilmiştir. A. Tanım Sistem, belirli unsurlardan oluşan ve bu unsurlar
arasında belli ilişkiler olan bir bütün olarak
tanımlanabilir. Sistemin unsurları, son derece basit veya
karmaşık olabileceği gibi, kendi başına bir sistem
oluşturabilen alt sistemler de olabilir. Bir sistemi, girdi, süreç ve
çıktı olmak üzere üç ana bölümde
incelemek mümkündür. Girdiler, sisteme
dışarıdan dahil olan ve bir sürecin başlamasına
yol açan unsurlardır. Çıktı ise, hizmet,
bilgi, rapor gibi sistem tarafından oluşturulan ve
kullanıcıya sunulan ürünlerdir. Girdiler tarafından
tetiklenen ve çıktılara dönüşen eylemler de
süreç olarak adlandırılır. Örneğin bir
ürün imalatı, bir raporun hazırlanması ve bir
hizmetin sunulması gibi. Bu bilgiler ışığında sistem denetimi,
denetlenen sürecin ya da birimin (sistem) amaçlarına
ulaşmasını sağlamada iç kontrol sistemlerinin
yeterlik ve etkinliğinin değerlendirilmesidir. Diğer bir
ifadeyle, denetlenen birimin faaliyetlerinin ve iç kontrol sisteminin;
organizasyon yapısına katkı sağlayıcı bir
yaklaşımla analiz edilmesi, eksikliklerinin tespit edilmesi, kalite
ve uygunluğunun araştırılması, kaynakların ve
uygulanan yöntemlerin yeterliğinin ölçülmesi
suretiyle değerlendirilmesidir. Kamu İç Kontrol Standartlarında
tanımlandığı şekliyle iç kontrol; kontrol
ortamı, risk değerlendirmesi, kontrol faaliyetleri, bilgi ve
iletişim ile izleme bileşenlerinden oluşur. Sistem denetiminde, birim veya süreçle ilgili
iç kontrolün tamamına bakılırken, performans
denetiminde faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde
yürütülmesine yönelik kontroller, mali denetimde ise mali
sistem ve tabloların güvenilirliğinin sağlanmasına
ilişkin kontroller incelenir. Sistem denetiminde; - Kamu gelir, gider, varlık ve
yükümlülüklerinin etkili, ekonomik ve verimli bir
şekilde yönetilmesi, - Kamu idarelerinin kanunlara, temel politika belgelerin ve
diğer düzenlemelere uygun olarak faaliyet göstermesi, - Karar oluşturmak ve izlemek için düzenli,
zamanında ve güvenilir rapor ve bilgi üretilmesi, - Her türlü karar ve işlemlerde
usulsüzlük ve yolsuzluğun önlenmesi, - Varlıkların kötüye
kullanımının ve israfının önlenmesi ile
kayıplara karşı korunması Amacıyla oluşturulan iç kontrol sistemi bir
bütün olarak değerlendirilir ve iç kontrol
bileşenlerinin var olup olmadığı incelenir. B. Uygulama Sistem denetiminde, denetlenecek süreç veya
birimin kontrol sisteminin değerlendirilmesine odaklanılması
gerekmektedir. 1. Denetim Amaçlarının Belirlenmesi İç denetçi ön çalışma
kapsamında öncelikle, görevlendirildiği denetimin
yıllık denetim programına alınma nedenini
öğrenmelidir. Gerçekleştirilecek denetim faaliyeti
sonucunda beklenenlerin tam olarak ortaya konması denetim
amaçlarının belirlenmesini
kolaylaştıracaktır. 2. Bilgi Toplama/Ön Araştırma Denetimin amacı belirlendikten sonra iç
denetçi, denetime konu sistem hakkında bilgi toplayarak bir
ön araştırma yapar. Bu çalışma sonucunda
denetlenecek sürecin nerede başlayıp nerede bittiği ve
diğer sistemlerle ilişkisi ortaya konmalıdır. Denetlenecek süreç ya da birimlerin iyi
anlaşılabilmesi için; ilgili mevzuat, faaliyet
raporları, yetki paylaşımı ve devriyle ilgili idare
tarafından hazırlanıp yürürlüğe konulan
düzenlemeler ile yönetici ve çalışanlarla
yapılan görüşmeler bu aşamada kaynak olarak
kullanılabilir. Birimlerde yapılacak görüşmelerde kullanılabilecek
sorgu formuna aşağıda yer verilmiştir. - Yürütülen hizmetlerle
ilgili mevcut süreçler nelerdir ve hangi alt
süreçlerden oluşmaktadır? - Süreçlerin temel
önceliği nedir? Süreç tarafından üretilen
çıktının değeri (parasal olan – olmayan) nedir? - Sürecin işleyişi ile ilgili
olarak; o Süreç nasıl işlemeye
başlamaktadır? Süreci hangi talep, olay veya sistem
başlatmaktadır? o Süreç şu anda sorunsuz
işlemekte midir? Sürecin işlemesine ilişkin önemli
engeller nelerdir? o Biriminiz içinde bu
süreçte görev alan alt birimler hangileridir? o Biriminiz dışında
süreçler için ihtiyaç duyduğunuz temel
girdiler ve bu girdileri sağlayan birimler hangileridir? o Bu süreçle ilgili olarak
diğer birimlerden alınan bilgi ve belgelerde kritik noktalar
nelerdir? o Bu sürece ilişkin herhangi bir
bilgi teknolojisi sistemi kullanılmakta mıdır?
- Sürecin çıktılarıyla ilgili olarak; o Süreç sonunda ortaya
çıkan çıktılar nelerdir? o Bu çıktıları kimler
kullanmaktadır? Bu çıktılara kimler
bağımlıdır? o Bu çıktılar kabul
edilmediği zaman ilgili birim tarafından yapılan işlemler
nelerdir? o Sürecin nihai
faydalanıcısı kimdir? o Bu çıktının belirli
zaman ve sürelerde oluşturulması gerekmekte midir? o Sürecin çalışma
dönemleri var mıdır? - Süreçteki dokümantasyonla
ilgili olarak; o Sürece ilişkin
dokümantasyon / teknik belgeler bulunmakta mıdır? o Sürece ilişkin
düzenlenmiş raporlar bulunmakta mıdır? - Hedefleri başarıyla
gerçekleştirmek için ne gibi ilave kaynak ve
imkanların bulunması gerekmektedir? - Bu süreçle ilgili olarak
ortaya çıkabilecek en önemli sorun nedir? - Geçmişte bu
süreçle ilgili karşılaşılan en önemli
sorun nedir? - Bir kriz anında sürecin
işlemesini sağlayacak alternatifler var mıdır? 3. Riskler ve Kontrollerin Belirlenmesi ve
Değerlendirilmesi Riskler ve kontrollerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi
aşaması sistem denetiminde en kritik aşamadır. Denetlenen
birim veya süreçte uygulanan kontrollerin yeterlik ve etkinlik
açısından değerlendirilmesi için
kullanılabilecek çeşitli yöntemler bulunmaktadır.
Bu yöntemlerden bazılarına aşağıda yer
verilmiştir. İş Akış Şemaları: Sistemin tanınmasında ve
sınırların belirlenmesinde de kullanılan iş
akış şemaları aynı zamanda sistem içinde
tıkanma yaşanan noktaların, görevler ayrılığı
ilkesine uyulmayan durumların ve aynı işin birden fazla yerde
tekrar edilmesi gibi kontrol zayıflıklarının
belirlenmesine ve süreçlerdeki kritik kontrol faaliyetlerinin
ortaya çıkarılmasına yardımcı olur. Kontrollere İlişkin Açıklamalar: Süreç veya birim hakkında
detaylı bilgisi olan kişilerin sisteme ilişkin
açıklamaları, denetçinin iç kontrol sistemini
değerlendirmesi için önemli bilgi kaynaklarından
biridir. Ayrıca birimle ilişki içinde olan idare
dışındaki ilgililer de kontrol zayıflıklarına
ilişkin faydalı bilgiler sunabilir. Ancak alınan bilgilerin
herhangi bir önyargı taşımaması ve tarafsız
olmasına dikkat edilmelidir. İç Kontrol Sorgu Formu: İç kontrolün
değerlendirilmesinde bir başka yöntem de, daha önce
hazırlanmış iç kontrol sorgu formları
kullanılarak sorumlu personelden kontroller hakkında detaylı
bilgi alınmasıdır. Sorgu formları, olumsuz bir
yanıtın olası bir zayıflığı ve riski
ortaya çıkarmasına yönelik hazırlanır. Olumsuz
bir yanıtla karşılaşan denetçi, bu riske
karşı olması gereken kontrollerin mevcut olup
olmadığına bakar. İç kontrol bileşenlerinden
kontrol ortamının değerlendirilmesiyle ilgili örnek bir
sorgu formu ekte (Ek:14) yer almaktadır. İç kontrol sorgu
formları denetimin sistematik bir şekilde yapılmasına
imkân sağlayan bir araçtır. Risk ve Kontrol Değerlendirme Matrisleri: Bu yöntemde birim veya sürecin
iç kontrol sistemi risk odaklı bir biçimde ele
alınır ve risklerle uygulanan kontroller birlikte
değerlendirilir. Örnek olarak bir idaredeki hukuk
müşavirliğiyle ilgili risk ve kontrol matrisine ekte (Ek:15)
yer verilmiştir. Yukarıdaki yöntemlerden denetçinin uygun
göreceği bir veya birkaç yöntem birlikte uygulanabilir. Kontroller
üst ve orta/alt olarak 2 ayrı düzeyde ele alınabilir.
Üst düzey kontroller, idare düzeyinde belirlenen ve uygulanan
kontrollerdir. Orta ve alt düzeydeki kontroller ise
birim/süreç bazında tasarlanan ve uygulanan kontrollerdir. I. Üst düzey kontroller; - Amaç ve hedefler, - Plan ve prosedürler, - Yetkilendirme, - Organizasyon, - Performans kriterleri, - Görev ve sorumluluklar, - Etkin iletişim ve raporlama, - Yeterli insan kaynağı, - Yönetim felsefesi ve idare tarzı, - Etik değerler. II. Orta/ alt düzey kontroller; - Amaçlara ulaşımın izlenmesi, - Sürekli değerlendirme, - Çalışanların performansının
izlenmesi, - Bütçe, muhasebe ve mali kontroller, - Kontrollerin değerlendirilmesi, - Yenileme ve güncellemeler, - Yetkilendirme ve onaylama, - Görevler ayrılığı, - Fiziki kontroller, - Tam ve güvenilir kayıt sistemi, - Dokümantasyon ve arşiv sistemi. Üst düzey kontroller, orta ve alt düzeydeki
kontrollerin işleyişini de etkilediğinden, denetçi ilk
olarak üst düzey kontrollerin işleyişini incelemeli, daha
sonra orta ve alt düzey kontrolleri değerlendirmelidir. Kontrollerle ilgili değerlendirme yapılırken
öncelikle kontrollerin belirtildiği şekliyle işleyip
işlemediği incelenmelidir. Bunun için
başlangıç aşamasından son aşamaya kadar bir
kontrolün nasıl işlediği yerinde izlenmelidir.
Denetçi bu izleme esnasında çalışanlara;
görevlerini yerine getirirken hangi noktalara dikkat ettiklerini, bir
hata tespit ettiklerinde ne yaptıklarını, genellikle hangi
tür hatalarla karşılaştıklarını sorarak
uygulanan kontrolle ilgili detaylı bilgi edinir. İç kontrol siteminin sağlıklı bir
şekilde işleyip işlemediğine ilişkin kritik
değerlendirmeler, denetim testlerinin uygulanma aşamasından
önce tamamlanır. Bir anlamda denetim testleri, bu
değerlendirme sonucunda varılan sonuçların doğru
olup olmadığını teyit etmek için
yapılır. Bununla birlikte kontrollerin değerlendirilmesi, denetim
boyunca devam eden bir süreçtir. Diğer bir ifadeyle, saha
çalışması sırasında uygulanan denetim
testleri sonuçlarına göre, gerektiğinde kontrollerin
etkinliği tekrar gözden geçirilmelidir. İkinci
Bölüm UYGUNLUK DENETİMİ Uygunluk denetimi, rehberin genel çerçeve
kısmında belirtilen metodolojiye uygun olarak
yürütülür. Bununla beraber, uygunluk denetimine
özgü bazı hususlara aşağıda yer verilmiştir.
A. Uygunluk Denetiminin Tanımı ve Kapsamı Uygunluk denetimi iki bileşenden oluşmaktadır.
Bunlar; 1- İdarenin harcamalarının ve mali
işlemlere ilişkin karar ve tasarruflarının amaç ve
politikalara, kalkınma planına, yıllık programlara,
stratejik plana ve performans programına uygunluğunun denetlenmesi
ve değerlendirilmesi, 2- İdarenin harcamalarının ilgili kanun,
tüzük, yönetmelik ve diğer mevzuata uygunluğunun
harcama sonrasında denetlenmesidir. Uygunluk denetimi, idarenin tüm birimlerini kapsar. B. Uygunluk Denetiminde Kriterler Uygunluk denetiminde ele alınacak kriterler aşağıdaki
gibi sıralanabilir; - Anayasa ile ilgili kanun, kanun hükmünde
kararname, tüzük, yönetmelik ve tebliğler, - Kalkınma planı, yıllık programlar,
stratejik plan ve performans programı, - Yönetim tarafından belirlenen yönergeler, - Yönetim tarafından belirlenen veya kabul edilen
iş ve işlem prosedürleri, - Yönetim tarafından alınan kararlar, - İdarenin giriştiği sözleşme ve
taahhütlere ilişkin hükümler. C. Uygunsuzluğun Sonuçlarının
Saptanması Belirlenen kriterlere uygunsuzluğun saptanması durumunda
iç denetçi; uygunsuzlukla ilgili olanlar, uygunsuzluğun
sebepleri ve sonuçlarını belirler. Uygunsuzluğun “kamu zararı”na yol
açtığının tespiti halinde, denetçi
seçtiği örneklem büyüklüğü
kapsamında bu zararı da tespit eder. İşin niteliği
gereği, uzmanlık gerektirmesi nedeniyle kamu zararının
tespit edilemediği durumlarda, denetçi olayda kamu
zararının doğduğunu ancak belirtilen nedenlerle
hesaplanamadığını raporunda açıklar. Kamu zararının belirlenmesi ve raporlanmasında,
19 Ekim 2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanan “Kamu Zararlarının Tahsiline
İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile 27
Haziran 1983 tarihli ve 83/6510 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla
yürürlüğe konulan “Devlete ve Kişilere
Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti,
Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer
İşlemler Hakkında Yönetmelik”, diğer ilgili
mevzuat ve idarelerin bu konudaki kendi mevzuatı dikkate alınır. Uygunsuz işlem neticesinde kişilerin hak
kaybına uğraması durumunda, iç denetçi, bu
hususu da ortaya koyar. D. İç Kontrolün Değerlendirilmesi Uygunluk denetimi kapsamında elde edilen sonuçlar
çerçevesinde, denetlenen birim veya sürece ilişkin
oluşturulan iç kontrollerin etkinliği ve yeterliliği de
değerlendirilir. Bu çerçevede, iç kontrollerin
mevzuata ve ilgili diğer düzenlemelere uyumu sağlamadaki
başarısı ortaya konulur. E. Uygunsuzlukların Raporlanması Uygunluk denetimi sonucunda elde edilen bulgular,
sorunların giderilmesine yardımcı olacak ve bu konuda
oluşturulan kontrollerin iyileştirilmesine yönelik
önerilerle birlikte ilgili makamlara raporlanır. Uygunsuz işlemlerin, hile, suiistimal ve yolsuzluk gibi
durumlarla ilgili olması halinde; konuya ilişkin tespitler Kamu
İç Denetim Raporlama Standartları uyarınca raporlanır.
Üçüncü
Bölüm MALİ DENETİM Mali denetim; gelir, gider, varlık ve
yükümlülüklere ilişkin hesap ve işlemlerin
doğruluğunun, mali sistem ve tabloların
güvenilirliğinin değerlendirilmesidir. Mali denetim, rehberin genel çerçeve
kısmında belirtilen metodolojiye uygun olarak
yürütülür. Bununla beraber, mali denetime özgü
bazı hususlara aşağıda yer verilmiştir. A. Ön Çalışma 1. Mali Tabloların Anlaşılması Mali tablolar, mali denetimde odak noktadır. Mali
tabloların hazırlanması ile ilgili sistemin, hesaplar ve mizan
arasındaki ilişkinin kavranması gereklidir. Bu amaçla,
mali tablolarda yer alan kalemler arasındaki ilişkiler ve
bunların zaman içinde göstermiş oldukları
eğilimler aşağıdaki yöntemler kullanarak
incelenebilir. Olasılık (Senaryo) Analizi: Tek bir değişkenin
değerindeki değişmeler yerine, bütün
değişkenlerin değerlerinin iyimser, kötümser ve
ikisinin ortalaması olmak üzere tahmin edilmesidir. Oran Analizi: Mali tablolarda yer alan kalemler arasındaki oransal
ilişkilere dayanan analiz tekniğidir. Regresyon Analizi: İki ya da daha fazla değişkenin arasındaki
ilişkiyi açıklamak ve güçlü bir
bağlantının bulunması halinde olası
sonuçları tahmin etmek için kullanılan bir model
oluşturma tekniğidir. Trend Analizi: Bir idarenin farklı tarihlerdeki iki veya daha fazla mali
tablolarının karşılaştırılması, her
hesap veya hesap grubunda meydana gelen değişiklikler ile
bunların trendlerinin saptanması ve yorumlanmasıdır. Çok Değişkenli Analizler: Birkaç değişken
arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla kullanılan; ana
bileşenler analizi, faktör analizi, küme analizi ve
ayırıcı analizler gibi bir dizi istatistiksel tekniği
içeren model oluşturma tekniğidir. 2. Hesap Alanlarına Ayırma Mali tablolar, içerdiği bilgileri nasıl
sunduğuna dayalı olarak hesap alanlarına ayrılır.
Mali tablolar, benzer temel özelliklere ve işlem
akışlarına sahip borç, alacak ve varlık hesap
alanları itibariyle analiz edilmelidir. Denetçi, her bir hesap
alanı açısından uygun bir denetim
yaklaşımı benimsemeyi amaçlar. Hesap alanları
benzer kontrollere ya da risklere tabi işlem türlerinden
oluşur. Denetçi hesap alanlarını belirlemek için
mesleki birikiminden yararlanır. Denetçi, gereğinden az ya
da fazla hesap alanı belirlemeden kaçınmalıdır.
Hesap alanları belirlenmesinde; önemli işlem türleri,
muhasebe ve mali raporlama süresi, muhtelif işlem türlerindeki
risk ve hataya olan doğal eğilim, idare tarafından uygulamaya
konulan kontrol önlemleri göz önünde bulundurulur. 3. Önemlilik Seviyesinin Tespiti Önemlilik seviyesinin tespiti, hangi miktardaki hata ya
da yanlışların mali tabloların güvenirliğini ve
doğruluğunu zedeleyeceğine karar verilmesidir. Bir bilginin,
mali tablolara dahil edilmemesi veya yanlış ifade edilmesi alınacak
kararları etkileyebilir. Bilginin etkileme düzeyi mali tablolar
açısından önemlilik düzeyinin temel
göstergesidir. Denetçinin, hataların önemlilik
düzeyinin mali tablolara yansıyıp
yansımadığını değerlendirmesi zorunludur. 4. Risklerin belirlenmesi İdare üzerindeki baskılar, personelin deneyimi
ve uzmanlığı, muhasebe sistemlerinin güvenilirliği,
organizasyonun istikrarsızlığı üst düzey
risklere örnektir. Karmaşık düzenlemeler, ödemelerin
mal ve hizmetler karşılığı olmaktan ziyade
bildirimler karşılığı olması, normal
akış dışındaki işlemler, tahmini işlemler,
dönem sonu işlemleri orta ve alt düzey risklere örnek
verilebilir. B.
Saha Çalışması 1. Kanıtların Toplanması Denetçi çeşitli denetim tekniklerini
kullanarak gerekli kanıtları toplar. Kanıt elde etmek
için mali denetimde sıkça kullanılan denetim tekniklerine
aşağıda yer verilmiştir. Envanter ve Sayım: Fiili durum ile kayıtların
karşılaştırılmasıdır. Sayım
işlemi ve envanter çıkarılması ile idarenin
kayıtlarında görülen fiziki varlıkların gerçekte
var olup olmadığı, bu varlıkların idareye ait olup
olmadığı ve kurum mülkiyetinde bulunan
varlıkların kayıtlara geçirilip
geçirilmediğinin tespiti yapılır. Kayıt Sisteminin Yeniden Kontrolü: Örneklemeler yoluyla kaynak belgelerin
seçilmesi, bu belgelerden hareketle muhasebe kayıt ortamında
ileriye doğru giderek, incelenen konu ile ilgili muhasebe
kayıtlarının doğruluğunun
araştırılmasıdır. Yeniden Hesaplama: İdare tarafından yapılmış olan
aritmetik hesaplamaların denetçi tarafından
doğrulanmasıdır. Belge İncelemesi: Belgelerin içeriğinin ve kayıtlara
uygunluğunun araştırılmasıdır. Belgenin
varlığı, gerçekliği ve doğruluğu
incelenir. Şekil ve içerik incelemesi yapılır,
belgelerin içeriğinin yapılan işle uyumlu olup
olmadığına bakılır. 2. Muhasebe Verilerinin Doğruluğunun
Değerlendirilmesi
Denetçi, idarenin; nakit sistemi, alacakları,
stokları, maddi duran varlıkları, maddi olmayan duran
varlıkları, borçları, öz sermayesi ve gelir
tablosunun doğruluğunu önemlilik seviyesi
çerçevesinde değerlendirmelidir. Muhasebe verilerinin
doğruluğunu test etmek için aşağıdaki
prosedürler izlenmelidir; - Hesaplarda kayıtlı işlemlerin gerçekte
var olup olmadığına bakmak, - Var olduğu anlaşılan işlemlerin tamamının
hesaplara aktarılıp aktarılmadığını
incelemek, - İşlemlerin hesaplara doğru tutarları
ile aktarılıp aktarılmadığını kontrol
etmek, - İşlemlerin doğru hesaplara kaydedilip
edilmediğine bakmak, - İşlemlerin hesaplara kaydedilmesinde dönemsellik
ilkesine riayet edilip edilmediğini incelemek, - Hesaplara kaydedilen işlemlerin mali tablolara tam ve
doğru olarak aktarılıp
aktarılmadığını kontrol etmek. C. İç Kontrolün Değerlendirilmesi Mali denetim kapsamında elde edilen sonuçlar
çerçevesinde, denetlenen birim veya sürece ilişkin
oluşturulan iç kontrollerin etkinliği ve yeterliliği de
değerlendirilir. Bu çerçevede, iç kontrollerin
hesap ve işlemlerin doğruluğunu, mali sistem ve
tabloların güvenilirliğini sağlamadaki
başarısı ortaya konulur. Mali denetimde Sayıştay tarafından
yayınlanan Mali Denetim Rehberi ile Sermaye Piyasası Kurulunca
yayınlanan Bağımsız Denetim Standartlarından da
yararlanılabilir. Dördüncü
Bölüm PERFORMANS DENETİMİ Performans denetimi, kamu idarelerinin ya da bu idarelerin
belirli faaliyet, program ya da projelerinin verimlilik, ekonomiklik ve
etkililik ilkeleri açısından objektif ve sistematik olarak
incelenmesidir. Performans denetimi, rehberin genel çerçeve
kısmında belirtilen metodolojiye uygun olarak
yürütülür. Bununla beraber, performans denetimine
özgü bazı hususlara aşağıda yer verilmiştir.
A. Performans
Denetiminin Tanımı, Amacı, Kapsamı ve İşlevi Performans denetimi, yönetimin bütün
kademelerinde gerçekleştirilen faaliyet ve işlemlerin
planlanması, uygulanması ve kontrolü aşamalarındaki
etkililiğin, ekonomikliğin ve verimliliğin
değerlendirilmesidir. Performans denetiminin amacı, tahsis edilen beşeri,
mali ve teknolojik kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli
bir surette parasal değerlerine uygun olarak kullanılıp
kullanılmadığının objektif olarak incelenip
değerlendirilmesidir. Diğer bir ifadeyle, kullanılan
kaynakların denetlenen birimin amaç ve hedeflerine
uygunluğunun, elde edilen çıktılarla orantılı
olup olmadığının denetlenmesidir. Performans denetimi; - Kurumsal amaçlara maliyet-etkin yöntemlerle
ulaşılması, - Hizmetlerin daha iyi kalitede sunulması, - Yönetim ve organizasyon süreçlerinin
geliştirilmesi, - Kaynak kullanımında tasarruf sağlanması, amacıyla yapılması gereken iyileştirmeler
konusunda yol gösterir. Performans denetimleri aracılığıyla
iç denetçi, kamuda hesap verme sorumluluğunun
güçlendirilmesine, kamu hizmetlerinde kalitenin
artırılmasına, planlama ve kontrol faaliyetlerinin
geliştirilmesine, kamu idarelerinin amaçlarına
ulaşmasında ve kaynak kullanımında etkililik, verimlilik
ve ekonomikliğin sağlanmasına yardımcı olur. Performans denetiminin esas unsurlarını
oluşturan etkililik, verimlilik ve ekonomiklik kavramları
kısaca şu şekilde açıklanabilir. Etkililik, hedeflere ulaşma derecesine ilişkin olup,
istenilen etki ile gerçekleşen etki, bir başka ifadeyle,
amaçlar ve çıktılar ile sonuçlar
arasındaki ilişkiyi ifade eder. Etkililik denetimi, kurumsal
amaçlara ulaşılıp
ulaşılmadığını ve bu amaçlara
ulaşmak için izlenen politikaların
başarısını sorgular. Verimlilik, kurum faaliyetlerinde kullanılan girdilerin
sabit kalması koşuluyla belirli bir kalitede en fazla mal veya
hizmetin sunumu ya da belirli bir miktar ve kalitedeki mal ve hizmeti sunmak
için en az miktarda girdi kullanılmasıdır. Kurum
faaliyetlerinin verimliliği, beşeri, mali ve diğer kaynakların
kullanımında; bilişim sistemleri, performans
ölçütleri, gözetim ve iç kontrol sistemlerinin
de incelenmesi suretiyle denetlenir. Ekonomiklik, uygun düzeydeki kaliteyi de gözeterek,
bir faaliyette kullanılan kaynakların maliyetinin en aza indirilmesidir.
Bir başka deyişle, en uygun girdinin en iyi fiyata temin
edilmesidir. Performans denetiminin kapsamı sürekli
genişlemekte, bu üç ana unsura yeni unsurların ilave
edilmesiyle içeriği ve işlevleri zenginleşmektedir. Bu
gelişme alanlarının başlıcaları çevre,
eşitlik ve etiktir. Önemli bir kamu kaynağı olarak algılanan
ve küresel kamu malları arasında ilk sırada yer alan
çevrenin de, belirli kurallar çerçevesinde ve
sürdürülebilir bir yaklaşımla kullanılması
gereği, performans denetimlerinde çevrenin ayrı ve
önemli bir unsur olarak ele alınmasını
kaçınılmaz kılmıştır. Eşitlik ilkesi, kamu kaynaklarının
kullanımında adil ve tarafsız olmaya ilişkin olup,
yönetimin hakkaniyete uygun ve yansız davranmasını,
ayrım gözetmeksizin hedef grupların çıktılardan/hizmetlerden
eşit şekilde yararlanması ya da bu
çıktılardan/hizmetlerden dolayı üretilen faydaya
herkesin ulaşmasını hedefler. Kamu kaynaklarının yönetiminde etik,
kişisel davranışlarda doğruluk ve
dürüstlük ilkelerine riayet edilmesini ve kamu idarecilerinin görev
bilinci ile hareket etmelerini içerir. Performans denetiminin bir
unsuru olarak etik ise; yönetim tarafından kamu görevlilerinin
kamu fonlarını dürüst biçimde
kullanmalarını güvence altına alacak prosedürler
oluşturulup oluşturulmadığının ve kamu görevlilerinin
göreve bağlılıkları, güvenilirlik ve
başarı için motive edilmiş olup
olmadıklarının değerlendirilmesini içerir. B. Performans Göstergeleri Performans göstergeleri farklı şekillerde
sınıflandırılmakla birlikte, yaygın olan
sınıflandırmaya göre beş tür performans
kıstası bulunmaktadır. Bunlar; 1) Girdi kıstasları (kullanılan kaynaklar), 2) Çıktı kıstasları (tamamlanan
faaliyetler), 3) Sonuç kıstasları (ulaşılan
sonuçlar), 4) Verimlilik göstergeleri (kaynakların ne kadar iyi
kullanıldığı) ve 5) Kalite göstergeleri (hizmet kalitesi) Olarak sayılabilir. C. Performans Göstergeleri ve Performans Denetimi İlişkisi Performansın üç boyutunun, yani verimlilik,
etkililik ve ekonomikliğin sağlanması yönetimin
sorumluluğundadır. Performans denetiminde denetçinin
görevi, bu sorumluluğun yerine getirilmesindeki başarı
derecesinin/performansın incelenmesi, değerlendirilmesi ve sonucun
rapor edilmesidir. Bu itibarla, kurumun yönetim sorumluluğu
çerçevesinde yaptığı performans
değerlendirmeleri (iç değerlendirmeler) ile performans
denetimleri birbirinden ayrıdır. Performans denetimlerinde kurumun
performans ölçüm sisteminin yeterliliği ve
etkinliği de değerlendirilir. Ayrıca, performans denetimi
kapsamında denetlenen kurumun, faaliyetlerinde verimlilik, etkililik ve
ekonomiklik ilkelerine riayet edip etmediğinin tespit edilebilmesi bu
konuda çeşitli performans ölçümlerinin
yapılmasını gerektirmektedir. Kamu kesiminde üretilen mal ve hizmetlere ilişkin
her programın mümkün olduğunca bağımsız ve
anlamlı bir nihai çıktısının/sonucunun
olması ve bunların ölçülmesi gerekmektedir.
Ölçümlerde her programa uygun kriterlerin belirlenmesi ve
elde edilen sonuçların bu kıstaslarla değerlendirilmesi
gerekmektedir. Performans standartları olarak da adlandırılan
ölçüm kıstasları, yönetimin ve
denetçilerin gerçekleşen/fiili performansın
ölçülebildiği ve değerlendirilebildiği
referans noktalarıdır. Performans denetimleri kapsamında;
verimlilik, etkililik, ekonomiklik ve hizmetin kalitesine yönelik
kıstaslar çerçevesinde performans
ölçümleri yapılır. D. Denetim Konularının Seçimi Konu seçiminde, performansa ya da iyi yönetime
ilişkin risklerin en yüksek ve değer katma potansiyelinin en
fazla olduğu alanlara odaklanılmalıdır. En uygun
konuların seçilebilmesi, kurumun faaliyetlerinin ve bu
faaliyetlerin gerçekleştiği çevrenin önemli
yönlerinin de bilinmesini gerektirir. Bu da temel olarak idarenin; - Hukuki çerçevesi ve
faaliyette bulunduğu ortamı, - Mevzuatında ve stratejik
planında yer alan amaçları, faaliyetleri ve hedefleri, - Stratejik plan ve performans
programında yer alan performans göstergeleri, - Teşkilat yapısı,
işleyişi ve yerleşim düzeni, - Gelirleri, harcamaları,
varlıkları ve kaynakları, - Sayı ve nitelik
bakımından sahip olduğu insan kaynakları, - Raporlama yükümlülükleri,
raporlanmış performansı ve denetim raporları,
- İş planları Hakkında bilgilenmeyi gerektirir. İdare ve her bir biriminin temel fonksiyonları,
sahip olduğu kaynakları, yürüttüğü
başlıca program, proje ve faaliyetleri içeren ve
sürekli güncellenen bir bilgi bankasının
oluşturulması, denetimlerin diğer aşamalarında
olduğu gibi, konu seçiminde de büyük yarar
sağlayacaktır. Riskli alanların tespitinde kesin göstergeler bulunmamakla birlikte,
bazı faktörler riskin varlığına işaret
edebilir, örneğin; - Denetlenen birimle ilgili mevzuatta veya stratejik planda
ortaya konulan temel amaç ve hedeflere, performans programında
yer alan performans göstergeleri içerisinde
ağırlık verilen faaliyetlere ve denetlenen birime
yıllık programlarda verilen görevlere aykırılık
teşkil edecek mahiyette kaynak tahsisi, - Bir faaliyete tahsisli mali kaynakların veya
bütçe ödeneklerinin miktarlarında yıllar
itibariyle önemli değişiklikler olması, - Önemli tutarda idarecinin takdir yetkisinin yüksek
olduğu harcamaların (yılsonu harcamaları, temsil ve
ağırlama ile seyahat giderleri gibi) bulunması, - Hizmet kalitesiyle ilgili yakınmaların ya da
davaların çok olması, - İç kontrol sistemlerinin uygun bir şekilde
yapılandırılmamış olması, - Rekabetçi niteliği zayıf ortamda
yürütülen faaliyet ve sözleşmelerin bulunması, - Geleneksel olarak riskli kabul edilen alanların
(satın alma, teknoloji, çevre sorunları, sağlık
vb.) bulunması,
- Yeni ya da acilen yürütülmesine (özellikle
doğal afetler nedeniyle) ihtiyaç duyulan faaliyetlerin veya
koşulları değişen alanların var olması, -Yönetim süreçlerinin
karmaşık olması ve yetki-sorumluluk ilişkilerinin
belirgin olmaması, - Daha önce düzenli bir
incelemeye konu edilmemiş alanların bulunması, - Yürütülen projelerde
önemli maliyet artışları ya da
başarısızlıkların yaşanması. Bu göstergelere göre belirlenmiş performans
denetimi konuları, yine risk odaklı bir yaklaşımla ve
önemlilik faktörü de dikkate alınarak öncelik
sıralamasına tabi tutulmalıdır. Bu sıralamada
aşağıdaki hususlar dikkate alınabilir; - Denetlenen birimin
faaliyetlerinin, ilgili mevzuatta veya stratejik planlarda yer alan
amaç ve hedeflere uygunluğu ve performans programında
belirlenen göstergelerle tutarlılığı, -
Programın/faaliyetin, idarenin amaçları ve ülke
menfaatleri açısından taşıdığı
önem, - Malî önemlilik, -
Performans riskleri, -
Denetimin muhtemel etkisi, - Daha önce denetim yapılmamış
olması. E. Denetim Kriterlerinin Belirlenmesi Denetim kriterleri; sistemlerin ve süreçlerin
yeterliliğinin, faaliyetlerin verimliliğinin, etkililiğinin ve
ekonomikliğinin kıyasen değerlendirildiği mantıksal
ve gerçekçi performans ve kontrol standartlarıdır.
Performans denetimlerinde genel geçer denetim kriterleri
bulunmamaktadır. Her denetim görevi için, kurumun
yapısı, görevleri, amaçları, hedefleri gibi
hususlar göz önünde bulundurularak çeşitli
göstergeler oluşturulabilir ve denetimler bu
çerçevede yürütülür. Denetçi,
denetim kriterlerini belirlerken, idare tarafından stratejik plan ve
performans programlarında belirlenmiş performans göstergeleri
ile performans ölçümünde kullanılan
göstergeler olan; girdi, çıktı, sonuç,
verimlilik ve kalite kıstaslarını kullanır. Performans denetimi niteliği gereği çok fazla
yargı içerebilir. Bu yargıların, idarenin kendine has
özellikleri göz önüne alınarak her bir denetim
görevi için oluşturulması beklenir. Örneğin;
yönetim kalitesi, çalışan elemanların yetenekleri,
uygulanan program ve proje türleri, kaynakların yeterliliği,
faaliyet ve işlemler üzerindeki kısıtlamaları da
kapsayan ilgili hukuki ve idari düzenlemeler, idarenin özellikleri
olarak bu değerlendirmede dikkate alınabilir. Denetim kriterlerinin oluşturulmasında
yararlanılabilecek başlıca kaynaklar şunlardır; - Denetlenecek
birimle ilgili kanuni ve idari düzenlemeler ile kalkınma planı
ve yıllık programların ilgili bölümleri, - Stratejik plan ve
performans programındaki performans göstergeleri ile denetlenen
birim tarafından geliştirilen diğer performans
göstergeleri, - İyi
uygulama örnekleri ile yapılan
karşılaştırmalar, - Mesleki standartlar, - Daha önceki
benzer denetimlerde ya da diğer iç denetim birimleri ve
Sayıştay tarafından kullanılmış olan kriterler, - Benzer
faaliyetleri yürüten ya da benzer programları olan kuruluşlar, - Bilimsel
araştırma sonuçları ve bağımsız uzman
görüşleri ve ilgili literatür. Denetim kriterlerinin, denetim çalışması
ile cevapları aranacak sorular şeklinde formüle edilmesi uygun
bir yöntemdir. Bu soruların belirlenmesi, denetimin planlanması
safhasının en önemli kısmıdır. Performans
denetimlerinde yaygın olarak kullanılan sorulara
aşağıdaki örnekler verilebilir: - Kaynak
tahsis edilen alan ve faaliyetler idarenin amaç ve hedefleriyle
ilişkili midir? - Harcama ile
hedeflenen sonuca farklı bir harcama alternatifiyle daha verimli bir
şekilde ulaşılması mümkün müdür? - Tedarik süreçlerinde yeterli rekabet
sağlanmakta mıdır? - Uygulanan politikalar kamu kaynaklarının ekonomik
kullanımını sağlamakta mıdır? - Sunulan hizmetler kaliteli ve kullanıcı
odaklı mıdır? - Uygulanan program ya da proje amaçlarını
karşılamakta mıdır? Performans denetimlerinde bir ana soru ve bu ana soru ile
bağlantılı olarak 7’den fazla olmayan, tercihen 5 ya da
daha az sayıdaki temel soruya cevap aranmaya çalışılmalıdır.
Bu sınırlandırma, denetçilerin temel sorunlara
odaklanmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda ana soru,
yeterli, uygun ve güvenilir denetim kanıtları temelinde
cevabı alınabilen, denetlenen faaliyet, proje ya da programın
ekonomik, verimli ve etkili yönetilip yönetilmediğini
ölçecek ve denetçinin geliştireceği
öneriler yoluyla değer katmasına imkan sağlayacak
nitelikte bir soru olmalıdır. Bu soru, kriterlerin formüle edilmesine ve ihtiyaç
duyulan kanıtların tanımlanması, elde edilmesi ve analiz
edilmesine imkan verecek şekilde 3 ile 5 arasında (2’den az,
7’den fazla olmamak üzere) alt soruya ayrılmalıdır.
Bu soruların her birisi de, aynı şekilde daha alt sorularla
ayrıntılandırılabilir. Denetim soruları “evet” veya
“hayır”, ya da “evet fakat…”, “hayır
fakat…” şeklinde cevaplanabilir nitelikte
olmalıdır. Bu da denetlenmek istenen sorun alanının net
bir şekilde tarif edilmesini sağlayacaktır. Alt soruların
denetimin amaçları ile bağlantılı olması ve
kendi içlerinde mantıksal bir sıra izlemesi de önemlidir.
Örneğin, bir idaredeki tedarik sürecinin
performansını denetlemek amacıyla yürütülen bir
çalışmada ana soru; “Tedarik süreçleri
verimli bir şekilde yönetilmekte midir?” şeklinde
olabilir. Buna ilişkin 4 alt soru şu şekilde belirlenebilir: (1)
Satınalma öncesinde ihtiyaç analizleri
sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmekte
midir? (2)
Tedarik süreçlerinde rekabet koşulları yeterince
sağlanmakta mıdır? (3)
Satınalmalara ilişkin şartname ve sözleşmeler uygun
kalitede mal ve hizmet alımını güvence altına alacak
nitelikte midir? (4)
Satınalınan mal ve hizmetlerden amaçlanan faydanın elde
edilmesi konusunda ilgili firmanın yükümlülüklerini
yerine getirmesini sağlayacak mekanizmalar işletilmekte midir? Bu
soruların da her biri alt sorularla ayrıntılandırılabilir.
Örneğin ikinci soruda araştırılması hedeflenen
rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı
hususu, yeterli ölçüde duyuru ya da ilan yapılıp
yapılmadığı, duyurularda ihale konusunun ve
şartlarının şeffaf ve anlaşılır bir
şekilde yer alıp almadığı, gerektiğinde yeterli
sayıda firmaya davetiye gönderilip gönderilmediği,
başvurular hakkında gizlilik ve güvenlik gereklerine riayet
edilip edilmediği gibi alt araştırma soruları ile daha
detaylı bir şekilde ortaya konulabilir. Yine bu sorular da,
ihtiyaç duyulması halinde daha alt sorularla
detaylandırılabilir. Bu şekilde gövdesi “ana
soru”dan oluşan ve dalları aşağıya doğru
genişleyen bir “soru ağacı” oluşturulmuş
olur. F. İç Kontrolün Değerlendirilmesi Performans denetimi kapsamında elde edilen sonuçlar
çerçevesinde, denetlenen birim veya sürece ilişkin
oluşturulan iç kontrollerin etkinliği ve yeterliliği de
değerlendirilir. Bu çerçevede, iç kontrollerin kamu
idarelerinin ya da bu idarelerin belirli faaliyet, program ya da projelerinin
etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yönetilmesini
sağlamadaki başarısı ortaya konulur. Performans denetiminde Sayıştay tarafından
yayınlanan Performans Denetimi Rehberinden de yararlanılabilir. Beşinci
Bölüm BİLGİ TEKNOLOJİSİ DENETİMİ Bilgi teknolojisi; bilginin toplanmasında,
işlenmesinde, depolanmasında, ağlar
aracılığıyla bir yerden bir yere iletilmesinde,
kullanıcıların hizmetine sunulmasında ve
yönetilmesinde yararlanılan yazılım ve donanım
teknolojilerini kapsayan bir bütündür. Bilgi teknolojisi denetimi; idarenin amaçlarına ve
kontrol hedeflerine ulaşmasına yönelik olarak bilgi
sistemlerinin ve bu sistemlere ilişkin kontrollerin yeterliliği
hakkında, nesnel bir güvence sağlamak amacı ile bilgi
teknolojisi sistemlerinin incelenmesi, gerekli kanıtların
toplanması, değerlendirilmesi ve sonuçların
raporlanması sürecidir. Bu çerçevede denetçi,
mevcut bilgi teknoloji kontrollerini; etkililik, etkinlik, gizlilik, bütünlük,
doğruluk, erişilebilirlik, uygunluk ve güvenilirlik kriterleri
çerçevesinde değerlendirilir. Bu denetim, Kurul tarafından bu rehbere ek olarak
yayınlanacak Bilgi Teknolojileri Denetimi Rehberi uyarınca
yapılır. Söz konusu Rehber yayınlanana kadar
Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA),
Asya Sayıştaylar Birliği (ASOSAI) ve Bilgi Sistemlerinin
Denetim ve Kontrolü Birliği (ISACA) gibi uluslararası mesleki
kuruluşlarca yayınlanmış rehberler esas alınarak
bilgi teknolojisi denetimi yapılabilir. |